HogwartsManiac'a Hoşgeldiniz!
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


Büyülü bir yolculuğa hazır mısın?
 
AnasayfaLatest imagesKayıt OlGiriş yapOyun Salonu
Sitenin En’leri
Josh Weasley Gibson Lizn
Emma Watson

 

 Josh Weasley Gibson

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
Josh Weasley Gibson
Sihir Tarihi Profesörü & Admin
Sihir Tarihi Profesörü & Admin
Josh Weasley Gibson


Erkek
Mesaj Sayısı : 43
Galleon : 59
Kayıt tarihi : 05/12/10

Josh Weasley Gibson Empty
MesajKonu: Josh Weasley Gibson   Josh Weasley Gibson Icon_minitimePaz 5 Ara. - 15:11:42

'' Dinsizliğin dibine vurmuş biri olarak Preston kilisesin de ne işim olabilirdi ki? Belki de annemin o inanç safsatalarını yerinde görme merakım beni buraya kadar getirmişti. Belki de ayaklarım biraz huzura ve sessizliğe ihtiyacı olduğunu düşünüp beni buraya sürüklemişti. Kim bilir belki de herkesin aradığı İsa ile burada tanışmak ona hayatın güzelliklerini anlatıp artık daha fazla acı çekmesine gerek kalmadığını söylemek için buradaydım. Belki de her ne kadar inançsız olsam da Tanrı’ya söyleyeceklerim için gelmiştim bu sessiz kasabanın ihtişamlı görünümlü kilisesine. Evet, aramız Tanrı’yla hiç iyi değildi ama ben onun beni anlayabileceğini düşünüyordum benim onu anladığım kadar. Ben onun otoritesine koşulsuz boyun eğen hakiki çocuklarından birisi olamadım hiç. Belki O’nunla konuşurken nasıl bir dil kullanacağımı da pek bilemediğimden babasının varlığından değil de kızdığında gazabından korkan bir çocuk gibi hep biraz ürktüm O’ndan. Onu herkesten farklı algıladım ben. O’nu yeterince sevmediğimiz de küsebilen kırılgan bir çocuk, günah işlediğimizde cezalandıran kibirli bir öğretmen, acı çektiğimizde üzülen bir anne, korktuğunda çocuğunu terk eden bencil bir baba, içimizdeki kötülüğü çıkarmaya muktedir bir zalim, başkasına teslimiyetimizi hissettiğinde kıskanç bir sevgili hatta bazen adalet duygusunu yitirmiş acımasız bir düşman gibi davranan, yarı insan görünümünde çok tuhaf bir varlık olduğuna inandım hep. ''

Max Giamor aklında bu düşünceler ile Spinner End’in ihtişamlı mabedinin arka sıralarından birinde otuyordu. Sanki bilinmedik bir rüzgâr Max Giamor’u buralara kadar savurmuştu. Hayatının anlamı aradığı bu yolculukta Max Giamor giderek anlamsızlığın içinde kaybolmaya başlamıştı ve günler geçtikçe oradan oraya sürüklenir olmuştu. Belli bir gayesi yoktu Max Giamor’un, sadece hayatın iliğini emmekle ve kendisi için ayrılan anı yaşamakla meşguldü. İngiltere’ye geldiği günden beri gürültü dolu şehirlerin arasından kaçıp birazcık huzura erebilmek için bu sakin kasabaya kendini atmıştı ve Spinner End’in ölüm sessizliği içinde bir çan sesi duymak Max Giamor’un ilgisini çekmişti. Preston Kilise’nin vardığında temkinli adımlarla içeriye adımı atmıştı ne de olsa bir düşmanın evine izinsiz olarak giriyordu. Kilisenin arka sıralarından birine oturarak bu düşüncelerle boğuştu ve cevaplarını aradığı nice sorulara yenilerini ekledi.

Preston Kilisesi klasik bir Çarşamba gününü yaşamaktaydı. İçerideki Tanrı’ya gönülden bağlı az sayıda insan tüm içtenlikleri ile çocuk saflığında dua ediyorlardı. Max Giamor arada sırada oturduğu sıranın önüne doğru eğilmiş olan başını kaldırıp bu insanlara bakıyor ve onları anlamaya, yaptıklarını anlamlandırmaya çalışıyordu. Kimi zaman gözleri kilisenin ışıltılı gravürlerine takılıyordu; İsa ile Meryem Ana’nın gülümseyen yüzlerine bakıyor ve yüzünde alaycı bir tebessüm yayılıyordu Max Giamor’un. Belki de içindeki sonsuz güce güvenerek kafa tutuyordu tüm bu kutsal varlıklara. İyi bir büyücü olmanın yanında gerektiğinde keskin dişilere ve pençelere de sahip olmak ona gerçekten büyük bir güç sağlıyordu. Max Giamor bu gücün bilincindeydi ve bu güç sayesinde anlamsız hayat yolculuğunda kimseye ihtiyaç duymadan kimseye bağlı kalmadan yaşamayı başarmıştı. Ne Tanrı’ya bağlanmıştı ne de Tanrı’nın yarattığı onlarca güzelliklerinden birine.


Bu sırada kilisenin büyük ve çeşitli desenlerle işlenmiş kahverengi kapısı hafif bir ses çıkararak açılmıştı. Max Giamor kapıya çok yakın olan arka sıralardan birisinde olmasına rağmen bu gıcırtıya aldırış etmedi ama kapının açılmasıyla beraber içeriye dolan hafif bir esintinin tenini okşaması gerçekten çok hoşuna gitmişti. Esinti ile beraber güçlü bir parfüm kokusunu kilisenin içine yayılmaya başlamıştı. Max Giamor bu kokuyu hissedince bir an için gözlerini kapadı ve kendisini İtalya’nın lavanta dolu bahçelerinden birindeymiş gibi hissetti. Öylesine hoş bir kokuydu ki… Hissedenleri kendisine çağırıyordu adeta. Max Giamor gözlerini kapattı ve birkaç dakika boyunca kokuyu hissetmeyi sürdürdü. Gözlerinin tekrar açtığında ise siyahlar içine bürünmüş zarif bir kadının hemen yakınından geçtiğini fark etti. Üzerindeki uzun siyah elbisesi ve ellerindeki siyah eldivenleri ile asil bir giyim tarzına sahipti bu gizemli kadın. Eşarbının uçlarından sarkan saçları kilisesinin loş ışığında bile parıldayacak kadar altın bir renge sahipti. Max Giamor Tanrı’nın mabedinde böylesi bir güzellikle karşılaşmayı beklemiyordu ve hemen birkaç sıra ötesine oturmuş bu kadını dikkatle seyretmeye başladı. Yüzü bir melek beyazlığına sahipti lakin çevresine yaydığı koku bir şeytan kokusuna benziyordu. Max Giamor bu kokuyu iyi tanırdı ve şeytanı memnun etmeyi başaracak işler yapmıştı. Belki de bu koku Max Giamor’a bu yüzden gizemli ve özel gelmişti.

Max Giamor bu kadını seyrettikçe ruhunun derinliklerinde bir yerde bir huzur bulmaya başlamıştı. Bu huzur giderek kendini sarmalaya başlamıştı. Huzurun kaynağının karşında huşu içinde dua eden kadın olduğunu biliyordu. Kadın iki elini göğsünün orta yerinde birleştirmiş, birkaç dakikadır aralıksız olarak dualar ediyordu. Siyah gözlüklerinin ardına sığınmış gözlerini yukarılara doğru dikmiş gibiydi. Max Giamor bu yakarış şeklini beğenmişti, çünkü çoğu insanın yaptığı gibi başını öne eğmektense Tanrı’yı görebileceğe bir yere bakmayı tercih ederdi. Max Giamor ilk defa huzurun dinginliğinde kendini bulmuşken bir anda bir gerçeği fark ediverdi. Bu melek görünümlü şeytan kadın Tanrı’nın kendisine oynadığı en büyük oyundu. Tanrı, kendi mabedinde karşısına böyle birini çıkararak huzura ve mutluluğa ulaşmasını sağlıyordu. Tanrı Max Giamor’un gerçek huzurun bu kilisenin içinde olduğuna inanmaya zorluyordu. Düşüncelerinde yayılmaya başlayan şüphe tüm huzurunu alıp götürmüştü ama düşüncelerinde haklı o
lduğunu biliyordu. Karşında meleğin sureti ve şeytanın kokusu vardı, Tanrı tüm yarattığı iyilik veya kötülüklerle onun kendisine inanmasına istiyordu. Ama Max Giamor kendi dinsizliğinden memnundu ve bir an için duyduğu huzura inanmayacaktı. Artık kısık gözlerle izlemeyi sürdürdüğü kadını nefretle izliyordu. O, Max Giamor’un en büyük düşmanın sadık bir kölesiydi ve buraya Max Giamor için gelmişti. O bir melekti, o bir şeytandı. Tek istediği kendisini yaratan Tanrısı’na Max Giamor’un da itaat etmesiydi.


Max Giamor Tanrı’nın bu oynuna daha fazla katlanamayacağını anladı. Bu kadının büyüleyici etkisinden bir an önce kaçmaya karar verdi ve hızla kiliseyi terk etmek için ayağa fırladı. Gözlerinde en büyük düşmanına duyduğu nefretle kiliseden ayrılırken arkasından ona doğru gelmekte olan bir ses işitti. Bu ses aynı koku gibi büyüleyici bir etkiye sahipti fakat içinde az da olsa bir yenilginin mutsuzluğunu da barındırıyordu. Dünyanın en çekici seslerinden biri Max Giamor’a şöyle diyordu:

‘‘ Max Giamor Tanrı’mdan ve Tanrı’ndan kaçamazsın. O seni en kuytu köşelerde bulur ve içine her daim huzuru doldurur. Gerçekleri neden görmüyorsun ve gözüne bağlanmış o nefret bağını neden çözmüyorsun? Aradığın gerçek huzur Tanrımızda Max Giamor! ‘‘

Kilisenin orta yerine siyahlar içinde giyinmiş bir kadın avazı çıktığı kadar bağırırken Max Giamor tüm bu olup bitene aldırmayıp kilisenin dışına adımını attı. Güneş uzak diyarlarda batıyordu ve Max Giamor içinde isyanların ateşi ile karanlıklara doğru ilerliyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cwene K. Ellenweor Gibson
Banned!
Banned!
Cwene K. Ellenweor Gibson


Kadın
Mesaj Sayısı : 66
Galleon : 201
Kayıt tarihi : 09/11/10

Josh Weasley Gibson Empty
MesajKonu: Geri: Josh Weasley Gibson   Josh Weasley Gibson Icon_minitimePaz 5 Ara. - 15:39:29

Betimleme: 10
Anlatım: 20
Görünüm(renklendirme,boyut vs.): 20
Yazım Kuralları: 20
Konu: 20

Toplam: 90 Rp Puanı

Sitemize Hoşgeldiniz (:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Josh Weasley Gibson
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gibson
» Rachel Belinda Gibson

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HogwartsManiac'a Hoşgeldiniz! :: Başlamadan Önce :: Role Play Game Tırmanış :: RP Puanlama-
Buraya geçin: